Denizalası'nın başı dertten kurtulmuyor
Uluslararası Sözleşmelerle Koruma Altına Alınan Deniz Alasının Yaşama Alanları Yok Ediliyor…
Ömer Şan (Viçe Gazetesi) Dünyada yaşama alanlarının kısıtlılığı nedeniyle, nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya kalan Deniz Alası (Salma trutta labrax) balığının Karadeniz’deki yaşam alanları da yok edilme tehlikesiyle karşı karşıya. Daha önce Dünyada koruma 200 ekolojik alandan biri olan Fırtına Vadisi üzerinde kurulması planlanan HES’ler ve vadi boyunca akan Fırtına Deresi üzerindeki taş ocakları nedeniyle, yaşam alanları tehdit edilen Deniz Alası balığı, 1984 yılında 84/7601 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile Türkiye’nin de onayladığı uluslararası Bern sözleşmesi ile koruma altına alınmıştı.
Fırtına Vadisi’ndeki bu tehdidin ardından, yine kısıtlı yaşama alanları arasında yer alan Fındıklı’nın Çağlayan Deresi suyunun, tünellerle Arhavi Kapise Deresi üzerinde yapılacak olan HES’e aktarılması planlarının, Çağlayan Deresini kurutacağı ve Deniz Alası yaşama alanlarından birinin daha yok edilmiş olacağı kaydediliyor.
Bölgede yapılması planlanan HES projelerine karşı Fındıklı’da çeşitli demokratik kitle örgütleri, siyasi partiler ve çevre gönüllülerince oluşturulan Fındıklı Derelerini Koruma Platformu, bu konuda ortak eylem geliştirme çalışmalarına başladı.
Öte yandan, Çağlayan Deresi deltasında yer alan ve bölgedeki ekolojik yapıyla ilgili çalışmalarını sürdüren Aksu Mahallesi Muhtarı Musa Kazım Özçiçek, özellikle Çağlayan Deresi ile ilgili projenin, Bern Sözleşmesi ile koruma altına alınan Deniz Alası balığının bir yaşama alanını daha yok edeceğini ileri sürdü. HES projelerinden önce Sahil Yolu çalışmaları nedeniyle günlerdir Çağlayan Deresi yatağından malzeme alındığına işaret eden Muhtar Özçiçek, mevsim nedeniyle Deniz Alasının denizden dereye doğru göç etmeye başladığını, bu çalışmaların da balığın göç yollarını tıkadığını kaydetti.
Deniz Alası balığının binlerce kilometre kat edip bölgeye geldiğini, balığın yumurtlamak için Fırtına Vadisi ile Çağlayan Vadisini tercih etiğini ifade eden Musa Kazım Özçiçek, “Mart sonu ile Mayıs ayı ortalarına kadar bölgemize Deniz Alası göçü devam ektedir. Bu dönemde dere ağızlarında ve yatağında yapılan çalışmalar göçü olumsuz yönde etkilemektedir.”dedi.“Çağlayan Deresinden dolgu amaçlı malzeme alma çalışmaları Deniz Alasının vadiye girmesini ve yukarılara kadar ulaşmasını engelliyor. Göç döneminde içgüdüsel olarak dereyi daha önceden bilen balıklar, sürü halinde Çağlayan Vadisine girmeye çalışırken böyle bir engelle karşılaşınca sürü geri dönmek zorunda ve başka yerleri aramak zorunda bırakılıyor.” diye sözlerini sürdüren Özçiçek, “Her göç döneminde deremizi yumurtlama alanı olarak seçmiş balıklarla beraber gelen yeni nesil sürülerin, deremizin yukarı kesimlerine ulaşması bu çalışmalar nedeniyle engelleniyor ve dolayısıyla balıklar bölgemizden kovuluyor. Çağlayan Deresinde denizalası neslini artırmak istiyorsak yeni sürülerin deremizi öğrenmesi gerekiyor.”ifadelerini kullandı.
Çağlayan Deresi suyunun tünellerle Arhavi bölgesine aktarılması projesinin uluslararası anlaşmaların gözardı edilerek hazırlandığına değinerek; yıl içinde dere ağzı ve yatağında yapılan bu gibi çalışmaların iyi zamanlanması gerektiğini vurgulayan Muhtar Özçiçek, “Deniz Alasının göç mevsimlerinde çalışmalara belli dönemlerde ara verilmelidir. Bu konuda da özel idare ve ilçe tarım teşkilatının duyarlı olması gerekmektedir.”dedi.
Bern Sözleşmesinin kabul edilmesi dolayısıyla devlet korumasında olan alabalık türünün, vatandaşlar tarafından avlandığında 600 YTL para cezası ödemek zorunda kaldığını da sözlerine ekleyen Özçiçek, “ Dere yatağındaki çalışmalar neticesinde zarar gören balıklar için bu yasağın gereği yerine neden getirilmiyor.”diye de sordu.
Avrupa'nın Yaban Hayatı ve Doğal Yaşama Ortamlarının Korunmasını içeren Bern Sözleşmesi, Türkiye’de de 09.01.1984 tarih ve 84/7601 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla onaylanıp, 20.02.1984 tarih ve 18318 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş. Söz konusu bu antlaşmanın 3. maddesi, nesli tehlikeye düşmüş ve düşebilecek türlerin ve özellikle endemik olanların ve de tehlikeye düşmüş yaşama ortamlarının, bu sözleşme hükümlerine uygun olarak muhafazası amacıyla, sözleşmeye taraf olan ülkelerin ulusal politikalar geliştirecekleri hükme bağlıyor.
Bu hükümler doğrultusunda ise, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü’nün 31 Temmuz 2001 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan 24126 sayılı Tebliğine göre, Deniz Alası (Salma trutta labrax) Bern Sözleşmesi hükümlerine göre avlanması yasak hayvanlar kapsamına alındı.Ancak, bütün bu hükümlere karşın, Türkiye’de sadece Fırtına Deresi, Fındıklı Arılı ve Çağlayan Dereleri ile Arhavi Kapise Deresi’nde yumurta bırakan ve sadece bu bölgelerin deniz kıyısında, kıyıya yakın yaşamını sürdüren Deniz Alası’nın yaşam alanları, Sahil Yolu yapım çalışmaları nedeniyle taşla doldurulmak sureti ile yok edilirken; derelerden malzeme alınması, dere yataklarındaki çalışmalar ve HES projeleri de balığa yaşama alanı bırakmıyor. |