Anasayfa
Giriş sayfam yap
Kütüphane
Gönüllü Üyelik
Forum
İletişim
Son Dakika Gazeteler haber Yeni İyi Tüm haberler
Ara
Üye girişi   Yeni Üye
TEMA Ürünleri
Doğa - Kültür Gezileri
 
Şavşat HESlere Karşı Haberler
30.07.2009
 

Şavşat HESlere Karşı

 Beş kişinin yaşamını yitirdiği  sel ve heyelanların yarasını sarmaya çalışan Şavşatlılar, bölgede yapılması planlanan HES Projelerine karşı eylem planı yapıyor

 (Ömer Şan )-  Doğu Karadeniz Bölgesinde yapımı planlanan Hidroelektrik Santrallerine karşı, bölge halkının tepkileri devam ediyor. Rize’nin Fındıklı, İkizdere, Çayeli-Senoz, Hemşin ve Salarha Vadileri üzerindeki derelerde yapılması planlanan HES’lere karşı sürdürülen mücadelelerden sonra Artvin’de de HES’lere karşı eylem planları geliştirilmeye başlandı.

               Artvin’in Şavşat ilçesinde Meydancık ve Papart Vadileri üzerinde yapılması planlanan HES’lerin çevresel etkileri ile hukuksal sürecinin tartışıldığı panelde, ‘Derelerimizi geri istiyoruz’ sloganları atıldı. Derelerin Kardeşliği Platformu Şavşat temsilciliği tarafından Şavşat Belediyesi Düğün Salonu’nda düzenlenen ‘HES’lere karşı bilgilendirme paneline’, Şavşat dışında Murgul, Fındıklı, Pazar, Borçka ve Artvin’den de çok sayıda çevreci katıldı.

 

Panel oturumunu Karadeniz Satılık Değildir Platformu dönem sözcüsü Yaşar Aydın yönetirken, toplantıya TEMA Vakfı Rize Temsilcisi Nevzat Özer, Çoruh Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu, Derelerin Kardeşliği Platformu Yürütme Kurulu Başkanı Mehmet Gürkan ile Artvin Barosu Eski Başkanı ve çevrecilerin avukatı Bedrettin Kalın da konuşmacı olarak katıldı. Panelin açılışında, Şavşat’ta 15 Temmuz günü sele kapılıp ölen 5 yurttaş için de saygı duruşu yapıldı.

 

Panelde konuşan TEMA Vakfı Rize Temsilcisi Nevzat Özer, Karadeniz Bölgesinde yapılmaya çalışılan HES’lerin bölgenin ekolojik dengesi ile fauna ve florasına yapacağı etkiler konusunda anlatımlarda bulundu.

 

Bölgenin dünyada koruma öncelikli 200 alandan biri olduğunu ve biyolojik çeşitliliği açısından ender ve endemik türleri bünyesinde barındırdığını kaydeden Özer, “Hepinizin bildiği gibi ilk HES girişimi Çamlıhemşin’de Fırtına Vadisi üzerinde yapıldı. O dönemden beri bu süreç devam ediyor. Ama şimdi çok yoğun ve neredeyse en küçük su kaynağına bile HES yapılmaya çalışılıyor. Yargı kararlarına, bilimsel görüşlere, yöre halkının tepkilerine rağmen EPDK lisans dağıtmaya devam ediyor. Artvin’de 120, Rize’de 70 civarında verilmiş üretim izin var. Bunların bir kısmında inşaatlar başlamış durumda” dedi. 

 

Başlayan HES inşaatlarının bölgeye verdiği zararların İkizdere ile Çayeli Senoz Vadilerinde en açık şekilde görülebileceğine vurgu yapan Nevzat Özer; HES’lerin bu biçimiyle bitirildiğinde bölgede dere yataklarının kuruyacağını belirterek, “Rize’de yapılmak istenen HES’lerin toplam tünel uzunluğu, 600 kilometrelik bir vadinin suyunun tünele alınmasına eşdeğer uzunluktadır. Bu da, 600 kilometrelik bir alanda su olmayacak anlamı taşımaktadır. Bu, bölgemizdeki derelerin ve o derelerin beslediği vadilerdeki tüm hayatın yok olması anlamına geliyor” diye konuştu.

 

Derelerin Kardeşliği Platformu adına toplantıya katılan Yürütme Kurulu Başkanı Mehmet Gürkan ise konuşmasında, bölgedeki HES’lere karşı yurttaşların verdiği tepkilere dikkat çekti.HES projelerinin, planlandıkları bölgelerdeki insan yaşama alanlarını da yok ettiğini vurgulayan Gürkan, “Fındıklı’da yapılması düşünülen 19 HES projesi var. Şimdiye kadar hiçbirinde çalışma başlamadı, başlatılamadı. İki yıldır bu tür toplantılarla, mitinglerle evleri gezerek HES’lerin vadilere vereceği zararları anlatıyoruz. Fındıklı gibi 10 bin kişilik ilçede 4-5 bin kişilik miting, bin kişilik köy toplantıları yapıyoruz. Artık Platform üyelerinden çok daha bilgili, inançlı muhtarlarımız ve yurttaşlarımız var. Bu bizim için önemli bir kazanım oldu” diye konuştu.

 

Derelerin Kardeşliği Platformu’nun İspir’den Amasya’ya kadar uzanan bir coğrafyada faaliyet göstermeye çalıştığını anlatan Gürkan, “Platform olarak Şavşat’taki çalışmalardan büyük mutluluk duyduk ve her türlü desteği vermeye hazırız” dedi.

 Çoruh Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu ise, bölgenin eşi bulunmaz özelliklere sahip olduğuna işaret ederek; HES’lerin bölgede yaratacağı tahribatlara dikkat çekti.

Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu, “Artvin, uluslararası statüde kabul gören kültürel ve doğal mirasa sahip, dünyada korunması istenen 25 özel bölgeden biridir. Yapılmak istenen HES’ler böyle özel bir bölgede kuruluyor. Hem de kendi ÇED raporlarında yazdıkları kurallara bile uymayarak. Tünellerden çıkardıkları kaya parçalarını ve molozları dere yataklarına doldurarak, daha inşaat aşamasında doğaya telafisi olanaksız zararlar veriliyor” dedi.

 

Murgul’da yapılmaya başlanan HES inşaatı görüntüleri eşliğinde konuşmasını sürdüren Kurdoğlu, “HES’lerle ilgili önemli yalanlar var. Yeşil bir harita gösterip ince bir çizgiyle boruyu çizip ‘biz çevreye zarar vermiyoruz’ diyorlar. Bu koca bir yalandır. Her yatırımcı derede sadece kendi inşaatı varmış gibi konuşuyor. Ortalama 300-500 metrelik bir alandan bahsediyor. Ama bir vadi boyunca 8 ila 20 ayrı HES projesi var. Su, bir projenin tünelinden çıkıyor, hiç güneş görmeden 20 metre sonra diğer projenin tüneline giriyor. Vadi boyunca sular zaman zaman molozların arasında ancak kendini gösterebiliyor” şeklinde konuşmasını devam ettirdi.

 

ÇED raporlarında yer alan ve yapımcı firmaların belirttiği ‘Can Suyu’ kavramının bir aldatmaca olduğunu da ileri süren Doç. Dr. Kurdoğlu, “Bu su, firmaların tünellere alamadığı sudur. Bu suyun miktarını belirlemek için hiçbir bilimsel çalışma yoktur” diye konuştu.

 

Toplantıda bölgedeki HES projelerine karşı yürütülen hukuksal mücadeleler konusunda açıklamalarda bulunan Artvin Barosu eski Başkanı Avukat Bedrettin Kalın’da, HES’lere karşı hukuksal olarak açılan tüm davalarda yürütmeyi durdurma kararı alındığını belirterek; “Bölgede açılan tüm davaları arkadaşlarımız kazandı. Ben de Borçka’daki davayı kazandım. Çünkü ortada hukuki bir dayanakları yok. Sürekli yasaları zorluyor ya da değiştirmeye çalışıyorlar” dedi.

 

Yasal süreçle kamuoyu baskısının aynı anda işlemesi gerektiğinin önemini belirten Kalın, “Bunlar birbirlerini destekleyen güçlendiren süreçlerdir. Hukuki süreç önemli ama kamuoyu desteği varsa ve o bölgede mücadele veriliyorsa bu daha anlamlıdır” şeklinde konuştu.

 

Doğu Karadeniz vadileri üzerindeki derelerde kurulması planlanan ve ilgili kurumlardan alınan ‘üretim lisanslarının’ satışa çıkarıldığına dikkat çekerek, söz konusu gazete ilanlarını katılımcılara gösteren Kalın; “Bu ilanlar ise sularımızın yakın bir zamanda yabancıların eline de geçeceğinin en açık göstergesidir. Bunu da yakında  göreceğiz” dedi.

             Panel, Artvin ve bölgedeki diğer vadilerde HES projelerinden etkilenen yerleşim alanlarından gelen yurttaşların konuşmalarıyla sona erdi.

 


 
Oy Verin   
Favorilerime ekle Hata bildir
Bu site © Mis Yazılım  tarafından yapılmıştır.2006/Rize